MASAJ DİZİNİ

Masör profillerini keşfet

Masör dizinimiz hazırlanıyor.
YAKINDA
İSTANBUL · TRANS YAŞAM · HİKÂYELERYayın ilkelerimiz
Taksim Travesti KulisiBeyoğlu–Taksim · akşam hikâyeleriYazılarda ara
Prova ve değişen planlar

Beyoğlu’nda prova gecesi: trans bir kadının sahne denemesi

Beyoğlu’nda prova gecesi bir ses kaydı yarıda kesilince değişiyor; Ada ve arkadaşları küçük okuma sahnesini birlikte yeniden kuruyor. Kurgu öykü.

Taksim Travesti Kulisi · Kurgu öykü6 dk
Galata Kulesi ve gün batımı manzarasında altın rengi elbiseli yetişkin bir kadın; yapay zekâyla oluşturulmuş kurgu karakter.
Yapay zekâ görseli · Kurgu karakter

Kurgu öykü; kişiler ve olaylar hayal ürünüdür.

Beyoğlu’nda prova gecesi başlarken Ada’nın en çok güvendiği şey kendi sesi değildi. Pencere altındaki hoparlörden gelecek sokak kaydıydı. Kırk yaşındaki trans kadın, arkadaşlarıyla hazırladığı okuma gecesinde metnin uzun susuşlarını bu sesle dolduracaktı. Taksim çevresinde buluşup birlikte geldikleri odada kayıt açıldı, iki saniye duyuldu ve kesildi. Ada ilk cümlesini söylemeden arkadaşlarına baktı. “Benim duracağım yeri de götürdü,” dedi.

Beyoğlu’nda sahneye benzemeyen oda

Okuma için kullandıkları yer bir arkadaşlarının çalışma odasıydı. O akşam masalar kenara çekilmiş, birkaç sandalye pencereye dönük yerleştirilmişti. Kendi yazdıkları metni yetişkin arkadaşlarından oluşan küçük bir gruba okuyacaklardı. Ada herkesten erken gelmiş, sayfalarını sıraya dizmişti.

Metni kendisi yazmıştı. Üç kişinin bir sokağın adını farklı hatırlamasını anlatıyordu. Birinin aklında eski bir tabela, diğerinin belleğinde ev numarası, üçüncüsünde ise yalnız bir dükkânın rengi vardı. Belirli bir sokağın tarihini açıklamıyordu; karakterler birbirini dinledikçe kendi hatıralarından kuşkulanıyordu. Ada bunu arkadaşlarına çok kez söylemiş, onların sorularını cevaplamaktan kendi cümlelerini okumaya geçememişti. Şimdi önünde yalnız üç sayfa ve çalışmayan bir ses vardı.

Kaydın yarısı nerede?

Selçuk dosyayı yeniden açtı. Aynı iki saniye geldi, sonra sessizlik. İkinci bir cihazla da denedi. Sorun hoparlörde değil, getirdikleri dosyadaydı. Ada telefonunda başka kopya aradı. Bulduğu kısa not, metni yazarken kendi kendine söylediği bir cümleden ibaretti. Kaydı eve döndükten sonra tam olarak aktaracağını sanmış, kısa parçayı göndermişti.

“Yani bu sefer teknik ekibi suçlayamıyoruz,” dedi Selçuk.

Teknik ekip kendisiydi; odada bunu herkes bildiği için güldüler. Ada çantasını karıştırmaya devam etti. Bir kablo daha bulsa kaydın geri kalanının da çıkacağına inanır gibi davranıyordu. Selçuk çantanın ağzını kapatmadı, yalnız sandalyeyi çekip yanına oturdu. “Metni sessiz okuyalım. Nerede aksıyor, bir duyalım,” dedi. Ada kâğıtları eline aldı ama ilk denemede parmakları sayfa kenarını büküyordu.

Sessizlikte açılan fazla boşluk

İlk okumada uzun susuşlar beklediğinden uzun geldi. Ada karşısındaki sandalyelere bakıyor, sonra kâğıda dönüyordu. Arkadaşları Deniz ve Ferhan kendi cümlelerini söylemek için onun işaretini bekliyordu. Ada işareti geciktirdikçe biri öksürüyor, diğeri ayağını değiştiriyordu. Okuma bitince Ferhan, “Buralarda bizi unuttun sandım,” dedi.

Ada metinde bilinçli bırakılmış boşlukları anlatmaya başladı. Deniz başını salladı ama aynı soruyu yeniden sordu: “Biz beklerken ne yapıyoruz?”

Bu kez Ada cevabı bilmiyordu. Sokak kaydının herkesi aynı atmosferde tutacağını düşünmüştü; kayıt yokken karakterlerin neden sustuğu görünür olmuştu. Sayfadaki üç noktaların bir kısmını çizdi. Hepsini kaldırmadı. Bir bölümde Deniz diğerine bakacak, bir bölümde Ferhan bir adresi hatırlamaya çalışacaktı. Bekleyişler birbirinden ayrılınca Ada kendi sessizliğini de daha kolay taşıdı.

Masadaki bardaktan gelen öneri

Ara verdiklerinde Deniz çay kaşığını bardağın kenarına bıraktı. İnce bir ses çıktı. Selçuk aynı sesi tekrar denemesini istedi. Deniz kaşığı kaldırıp yeniden bıraktı; bu kez ses daha boğuktu. Ada, sokağı gerçekten taklit etmek zorunda olmadıklarını o anda düşündü. Metindeki üç kişinin hatırladığı farklı sesler olabilir miydi?

Ferhan buna önce karşı çıktı. “Bir de şimdi ses oyunu mu çalışacağız?” diye sordu. Ada ona yeni bir görev yüklemek istemedi. Herkes kendi cümlesi sırasında küçük bir hareket seçecek, yapamadığı hiçbir şeyi üstlenmeyecekti. Deniz bardakla devam etmeyi denedi. Ferhan kâğıdını katladı. Selçuk odanın kapısını hafifçe çekti; mandal yerine otururken bir tık duyuldu. Sesler birlikte fazla kalabalık çıktı. Gülerek yarısını elediler. Sonunda yalnız bardak ve katlanan kâğıt kaldı.

Ada kendi cümlesini değiştiriyor

İkinci okumada Ada bir cümlenin sürekli ayağına dolaştığını fark etti. Karakter, sokağı çok iyi hatırladığını uzun uzun açıklıyordu. Cümle yazıda düzgündü ama ağızdan çıkarken herkesi bekletiyordu. Ada kalemi kaldırıp onu kısalttı: “Ben o köşede durmuştum.” Sonra durdu. Karakterin kendine güveni birkaç kelimeyle daha açık duyulmuştu.

Ferhan bunun üzerine kendi cevabını değiştirmek istedi. Deniz de onların konuşmasına bakarak sandalyesini biraz çevirdi. Ada başta her değişikliği metne işlemek için okumayı durdurdu. Sonunda Selçuk kenardan, “Önce bir kere bitirin, ben unutmam,” dedi. Ada ona baktı, kalemi bıraktı. Arkadaşlarının katkısı metnin elinden gitmesi gibi geliyordu. Fakat üç sayfayı tek başına yazmış olması, odadaki bütün kararları tek başına vermesini gerektirmiyordu. Son sahneye kadar kesmeden devam ettiler.

Dinleyiciler gelince

Arkadaşları kapıdan girdiklerinde oda hâlâ prova halindeydi. Bir sandalye ters duruyor, Ada’nın kâğıdında düzeltmeler görünüyordu. Gelenlerden biri bunu özellikle hazırlanmış bir görüntü sandı. Ada gülerek “Hayır, yetişmediğimiz yer,” dedi. Sonra ışığı biraz yana çevirdiler ve oturdular.

Okuma başladığında ilk bardak sesi beklediklerinden erken geldi. Deniz kaşığı aceleyle bırakmıştı. Ada durmadı; karakterinin o sese baktığını düşündü ve bir an sonra cümlesine devam etti. Ferhan kendi sayfasını katlayacağı yeri kaçırdı, kâğıt elinde açık kaldı. Bunlar odadakilerin fark edebileceği küçük aksamalardı. Hiçbiri bütün akşamı bozmuyordu. Ada metni tamamladığında kendisini düzeltmek için başa dönmedi. Kâğıdı dizlerine indirdi ve dinleyicilerin yüzüne baktı. Birkaç kişi hâlâ son cümlenin nerede bittiğini anlamaya çalışıyordu.

Gecenin ardından tek soru

Sohbet açıldığında ilk soru ses kaydının nereden geldiği oldu. Ada kaydın çalışmadığını, duyduklarının odada üretildiğini anlattı. Soruyu soran arkadaşı şaşırdı: “Ben baştan böyle yazıldı sandım.” Ada bunu övgü gibi alıp geçebilirdi. Bunun yerine Deniz’in bardağı nasıl seçtiğini, Ferhan’ın hangi sesi istemediğini anlattı. Arkadaşları da kendi hatırladıkları kısmı ekledi.

Bir başkası sokak adının gerçek olup olmadığını sordu. Metinde hiç ad geçmediğini o zaman fark etti. Ada bunu sakladığı bir ipucu gibi sunmadı; karakterlerin ortak bir isimde buluşamamasını yazmak istemişti. Konuşma eski adreslere kaydı. Bir dinleyici hâlâ ezbere bildiği ama artık kullanmadığı bir kapı numarasını söyledi. Ada not almak istedi, sonra arkadaşından ileride kullanmak isterse ayrıca soracağını belirtti. O akşam hikâyeyi dinlemek yeterliydi.

Taksim’e doğru kapanan sayfalar

Toparladıktan sonra birlikte dışarı çıktılar. Ada hoparlörü taşırken Selçuk kâğıtları korumak için kendi çantasına koydu. Yürürken herkes aynı yerde ayrılmayacaktı; kim nereye dönecekse konuşup vedalaştılar. Ada ile Deniz bir süre daha yan yana kaldı. Deniz, bardağın en son kimin çantasında olduğunu sordu. İkisi de bilmiyordu. Sonra Selçuk’tan fotoğraf geldi: Bardak çalışma odasında, pencerenin önünde duruyordu.

Eve vardığında Ada kaydın tam halini buldu. Bu kez sonuna kadar dinledi. Güzel bir sokak uğultusuydu; yazarken neden sevdiğini hatırladı. Dosyayı sakladı ama arkadaşlarına yeni sürüm diye göndermedi. Metnin yanına tek bir not ekledi: “Bardak sesi erken gelebilir.” Ertesi gün bunun bir hata kaydı mı, yeni bir sahne fikri mi olduğuna karar verecekti.

Kültür buluşmalarının çevresindeki başka konular için Beyoğlu odaklı yazılara geçebilirsiniz.